WIPO 2026 Küresel İnovasyon Endeksi, 29 Eylül 2026 tarihinde İsviçre'nin Cenevre kentindeki Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü genel merkezinde açıklandı. Yaklaşık 80 göstergeyle hazırlanan endeks, ülkelerin fikir üretiminin yanı sıra bu fikirleri bilgiye, teknolojiye ve ekonomik değere dönüştürme becerisini ölçüyor.

Türkiye'nin son altı yıllık sıralaması şöyle oluştu:

  • 202141. sıra
  • 202237. sıra · tarihteki en iyi derecemiz
  • 202339. sıra
  • 202437. sıra
  • 202543. sıra
  • 202645. sıra

WIPO, yöntem ve veri kapsamı değişebildiği için yılları karşılaştırırken dikkatli olunması gerektiğini belirtiyor. Bu nedenle tabloyu "Türkiye iki yılda sekiz sıra geriledi" ifadesine indirgemek yanıltıcı olabilir. Yine de Türkiye'nin 2024'te 37'nci sıradayken 2026'da 45'inci sıraya inmesi üzerinde durmaya değer.

Benim dikkatimi çeken bir başka nokta, inovasyon girdilerinde 51'inci, çıktılarında 39'uncu sırada olmamız. Girdilere göre daha iyi sonuç üretiyoruz, fakat bu sonuçları besleyen yapıyı aynı ölçüde güçlendiremiyoruz.

Türkiye yaratıcı çıktılarda 28'inci, iş dünyasının gelişmişliğinde 38'inci, insan sermayesi ve araştırmada 41'inci sırada. Marka ve endüstriyel tasarım güçlü olduğumuz alanlar. Bilgi ve teknoloji çıktılarında ise 49'uncu sıraya geriliyoruz. Bu dağılım, fikri bilgiye, bilgiyi teknolojiye ve teknolojiyi ekonomik değere dönüştürürken yaşadığımız güçlükleri düşündürüyor.

Yapay zeka bu süreçlerde işe yarayabilir. Ancak aynı araçlara herkesin erişebildiği bir ortamda birkaç lisans veya kısa bir araç eğitimi, kurumun çalışma biçimini değiştirmeye yetmiyor. Sonuç, çalışanların hangi yetkinliklere sahip olduğuna ve bunları yapay zekayla nasıl kullandığına da bağlı. Bu yüzden AI-Native değişime insanın yetkinliklerinden başlamayı önemsiyorum.

Kurumdaki becerileri, gelişmesi gereken alanları ve bunların hangi işlerde kullanılacağını bilmeden yapılan teknoloji yatırımı, işin ihtiyacından kopabiliyor. Yapay zeka çıktıyı hızlandırsa da bu çıktının nitelikli ve güvenilir olması kendiliğinden gerçekleşmiyor. Çalışanların problemi çerçeveleyebilmesi, karar verebilmesi ve sonucu sorgulayabilmesi önemini koruyor.

Girdilere kıyasla daha iyi inovasyon çıktıları üretmemiz, Türkiye açısından bir avantaj. Bu becerinin birkaç başarılı şirket veya projeyle sınırlı kalmaması için kurumlarda, aile şirketlerinde, üniversitelerde ve bireysel gelişimde daha geniş bir tabana yayılması gerekiyor. Yapay zeka kullanımını artırırken onunla üretilen sonuçların niteliğine de bakabiliriz.

Bunu kurum içinde izlemek için kaç fikir üretildiğinin yanında, bu fikirlerin kaçının bilgiye, teknolojiye ve gelire dönüştüğü ölçülebilir. Gerçek iş vakaları üzerinden çıkarılan bir yetkinlik envanteri, problem çerçeveleme, karar verme ve çıktıyı sorgulama becerilerini yapay zeka kullanımıyla birlikte görmeye yardımcı olur. Her kullanım alanında hangi insan yetkinliğinin gelişmesinin beklendiği de tanımlanabilir. Bu beklenti açık değilse, o alanda önce yetkinlik gelişimine odaklanmak daha anlamlı olabilir.

Türkiye'nin inovasyon sıralamasında yükselmesi pek çok ekonomik, kurumsal ve yapısal etkene bağlı. Teknoloji yatırımlarının yanında, teknolojiyi doğru ihtiyaçla buluşturan ve çıktısını değerlendirebilen insanların yetkinlikleri de bu sürecin bir parçası.

Kendinize sorun

  • İnovasyon girdilerimizi sonuçlara dönüştürmemizi zorlaştıran yetkinlik boşlukları kurumumuzun hangi adımlarında görünüyor?
  • Yapay zeka yatırımlarımız hangi insan yetkinliğini geliştiriyor, hangi düşünme becerisini atlıyor?
  • Fikri bilgiye, bilgiyi değere dönüştüren süreçlerimizde hangi kararlar insan muhakemesinde kalmalı?

Kaynaklar