Makine durduğunda, müşteri şikayet ettiğinde veya proje tıkandığında çoğu firmada aynı deneyimli kişilere başvurulur. Bu kişilerin bilgisi kıymetlidir. Fakat problemi tarif etme ve çözümü araştırma işi onlarda kaldıkça kurum, her yeni durumda yine onlara ihtiyaç duyar.

Çözümü ekipte bırakmak

Ortak bir çalışma dili, problem çözme bilgisinin ekip içinde paylaşılmasına yardımcı olur. Belirti ile nedeni ayırabiliyor muyuz? Problemin nerede ve hangi koşulda oluştuğunu biliyor muyuz? Bir öneriyi hangi veriyle savunuyoruz? Bu sorular düzenli sorulduğunda toplantıda farklı açıklamaları savunmak yerine birlikte inceleme yapmak mümkün olur.

Yaratıcı düşünmeyi de bu incelemenin içinde ele alıyorum. Nedenleri araştırırken işlem sırasının değişip değişemeyeceğini, iki görevin ayrılıp ayrılamayacağını veya mevcut bir kaynağın başka amaçla kullanılıp kullanılamayacağını sorabiliriz. Böylece kendi varsayımlarımıza da bakarız. TRIZ ve insan odaklı yöntemlerle, teknik koşulları ve işi yapan kişinin deneyimini aynı problem üzerinde değerlendirebiliriz.

Eğitimde öğrenilen yöntemin günlük işe yerleşmesi için ekibin kendi problemi üzerinde çalışması gerekir. Ekip problemi tarif eder, seçenek üretir, deneme tasarlar ve gördüklerini kaydeder. Yönetici de incelemeye zaman ayırarak, yanlış çıkan varsayımların konuşulmasına izin vererek ve öğrenilenleri başka ekiplere ulaştırarak bu çalışmaya katılır.

Kendi eğitim ve atölyelerimizde, çıkan önerinin yanında ekibin o öneriye nasıl ulaştığını inceliyoruz. Katılımcının bir sonraki problemde nereden başlayacağını bilmesini önemsiyoruz. Ekip aynı inceleme yolunu yeni bir meselede kendi başına kurabiliyorsa, deneyim birkaç kişinin bilgisi olmaktan çıkıp kurum içinde paylaşılmaya başlamış demektir.

İlk adım olarak problem tarifinde kullanılacak birkaç standart soru belirlenebilir. Bu soruları ekibin kendi probleminde kullanmak ve denemelerde öğrenilenleri başka ekiplerle paylaşmak, ortak çalışma dilini günlük işe taşır.