Bir proje sunumunda onlarca slayt izleyip toplantıdan çıktığımızda projeye neden ihtiyaç duyulduğunu hatırlamayabiliriz. Sayılar aktarılmıştır ama olayların birbirine nasıl bağlandığı anlaşılmamıştır. İş hayatında hikaye anlatımı bu bağı kurmaya yarar: Ne oldu, kimi etkiledi, hangi karar verildi ve ardından ne değişti?
Kararın arkasındaki mesele
Üretimde tekrarlayan bir hatayı düşünelim. Hata oranının yanında operatörün hangi koşulda hatayı fark ettiğini anlatmak, problemi anlamayı kolaylaştırır. Ekibin ilk açıklaması ve incelemede ortaya çıkanlar da anlatıya dahildir. Dinleyen kişi böylece sonuca hangi yoldan ulaşıldığını görebilir.
Kurumun farklı bölümleri aynı kelimeye farklı anlamlar yükleyebilir. Mühendisliğin risk dediği şey, satış için gecikme, müşteri için güven kaybı olabilir. Belirli bir olay üzerinden konuşmak bu bakışları aynı mesele etrafında buluşturur. Ayrıntıları seçerken hangisinin kimin kararını etkilediğine bakmak gerekir.
Bir çalışma hikayesinin başlangıç koşulu, temel sorusu, yöntemi ve sonuçları ayrı ayrı anlaşılabilmeli. Kararı anlatan somut bir olay seçip bu parçaları yazmak, anlatının yapısını kurmak için bir başlangıçtır. Fakat yapılan işi ölçülmemiş bir başarı gibi sunmamak da aynı ölçüde önemlidir. Örneğin bir atölyede fikir üretilmesi, o fikirlerin piyasada sonuç verdiğini göstermez. Güvenilir bir anlatı, bildiklerimizle bilmediklerimiz arasındaki sınırı korur.
Firmalar hikaye anlatımına, ekiplerin birbirinin işini anlaması ve alınan kararlardan öğrenmesi için de ihtiyaç duyar. Deneyimin yeni bir çalışmaya aktarılabilmesi, ne yapıldığının ve ne öğrenildiğinin anlaşılmasına bağlıdır. İyi kurulmuş bir hikaye “Biz ne yaptık?” sorusunu yanıtlarken sonraki ekibin nereden başlayabileceğini de gösterir.



